---
title: "Ağa Han Mimarlık Ödülleri: Umudu İnşa Etmek"
canonical: "https://banuucak.com/aga-han-mimarlik-odulleri-umudu-insa-etmek/"
date: "2025-10"
author: "Banu Uçak"
description: "Ağa Han Mimarlık Ödülleri bu yıl 16. kez sahiplerini buldu. Ödül, toplumsal fayda üreten ve dezavantajlı grupların yaşamına iyilik katan projeleri öne çıkarıyor."
categories: ["Non-Architect"]
lang: "tr"
---

Bu yazının editoryal olarak kısaltılmış versiyonu ilk kez The Art Newspaper Türkiye’nin Ekim 2025 tarihli 17. sayısında, Non-Architect köşesinde yayımlanmıştır (s. 66–69). Burada yazarın daha kapsamlı özgün metni yer almaktadır.

Mimarlık dünyasının en prestijli ödül programlarından biri olan Ağa Han Mimarlık Ödülleri, bu yıl 16. kez sahiplerini buldu. İlk bakışta yalnızca İslam coğrafyasına odaklanması kısıtlayıcı gibi görünse de, ödülün asıl gücü mimari mükemmelliğin ötesinde toplumsal fayda üreten, dezavantajlı grupların yaşamına iyilik katan, çoğulcu ve katılımcı projeleri ödüllendirmesinde yatıyor.

Yarışmanın katılım esasları ve değerlendirme süreci de benzersiz. Aday yapıların tamamlanmış ve en az bir yıldır kullanılıyor olması gerekiyor. Başvurular doğrudan yapılabildiği gibi, benim de aralarında bulunduğum nominatörler tarafından tasarımcısından bağımsız olarak da yarışmaya dahil edilebiliyor. Nominatörler tarafından aday gösterilenler doğrudan, başvuranlar ön elemeden geçerek jüriye iletiliyor. Jürinin belirlediği kısa listeye kalan seçki ise bağımsız, son derece nitelikli raportörler tarafından yerinde inceleniyor. Raportörler yalnızca yapının tasarımcılarıyla değil, kullanıcıdan işverene mümkün olduğunca çok paydaşla görüşerek yapıyı değerlendiriyor ve jüriye sunulmak üzere kapsamlı bir rapor hazırlıyor. Böylece jüri, fotoğraf, video ve çizimlerin ötesinde, temsili değil gerçek yaşamla sınanmış mimarlığı tartışma imkânı buluyor.

Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü yalnızca iyi projeleri ödüllendirmekten öte, İslam coğrafyalarında kamusal alanda fikir üretiminin seküler, çoğulcu ve özgür kalabilmesi için bir zemin arayışı olarak görüyorum. Ödül programı modernlik ile gelenek arasında sıkışan toplumlarda mimarlığı ve tasarımı bağımsız bir düşünce pratiği olarak yeniden konumlandırmaya çalışıyor. Böylece mimarlığın belirli bir zümrenin tekelinde olan bir alan olması fikrini kırarak toplumsal fayda üreten bir mekanizmanın asal öğelerinden biri olarak konumlanmasına katkıda bulunuyor.

Ağa Han unvanı, Şii-İsmaili topluluğunun manevi liderine ait. Ödülün kurucusu Prens Karim Ağa Han IV, 1977’de bu programı başlattı ve 2024’teki vefatına kadar en güçlü destekçisi oldu. Bugün mirasını oğlu, Prens Rahim Ağa Han V sürdürüyor. Onun liderliğindeki Ağa Han Kalkınma Ağı (AKDN), 30’dan fazla ülkede sağlık, eğitim, iklim, kültür ve ekonomi alanlarında 1.000’in üzerinde program yürütüyor. Yıllık yaklaşık 1 milyar dolarlık bütçesiyle AKDN, çoğulculuk, sürdürülebilirlik ve toplumsal katılım ilkeleri üzerine çalışıyor. Mimarlık Ödülü ise bu geniş ağın en görünür kültürel programı; amacı yalnızca iyi binaları ödüllendirmek değil, toplumsal yaşamı dönüştüren, çevreyle uyumlu ve kapsayıcı mekânları öne çıkarmak.

## Türkiye Mimarlığı ve Ağa Han Ödülleri

Türkiye, ödül programının ilk yıllarından itibaren güçlü bir paydaş oldu. Turgut Cansever üç kez ödül alarak (1980, 1983) dünyada eşi olmayan bir konum edindi. Sedad Hakkı Eldem (1986), Nail Çakırhan (1992), Behruz ve Can Çinici (1995), Cengiz Bektaş (2001), Han Tümertekin (2004) ve Emre Arolat (2010) gibi isimlerle Türkiye mimarlığı uzun yıllar görünürlük kazandı. Türk mimar ve akademisyenler yalnızca ödül kazanmakla kalmadı, jüri masasında da söz sahibi oldular: Turgut Cansever ve Mübeccel Kıray (1981–83), Doğan Tekeli (1990–92), Doğan Hasol (1999–2001), Han Tümertekin (2005–07), Murat Tabanlıoğlu (2010–13), Emre Arolat (2014–16), Edhem Eldem (2017–19) ve Sibel Bozdoğan (2020–22) jüri üyesi olarak görev yaptı. Ayrıca Doğan Hasol, Han Tümertekin, Emre Arolat ve Gülru Necipoğlu farklı dönemlerde yürütme komitesi üyesi olarak programın yönlendirilmesine katkıda bulundular.

Türkiye aynı zamanda ödül törenine de ev sahipliği yaptı. 2010 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen ödül töreni, Osmanlı mirasıyla çağdaş mimarlık tartışmalarını buluşturan simgesel bir an oldu.

Türk mimarlar zaman zaman kısa listede yer alsa da, Emre Arolat’ın 2010’da İpekyol Fabrikası ile aldığı ödülden bu yana bu coğrafyadan yeni bir ödüllü yapı ya da mimar çıkmadı. Ödülün gittikçe artan toplumsal fayda, çoğulculuk ve sürdürülebilirlik vurgusunun doğal olarak bir toplumsal mutabakat gerektirmesi; Türkiye’de ise bu mutabakatı mümkün kılacak iklimin giderek zayıflaması, bu durumun temel nedenlerinden biri olabilir diye düşünüyorum.

## 16. Ödül Döngüsü (2023-2025)

Bu yılki Master Jüri, farklı coğrafyalardan ve disiplinlerden gelen güçlü isimleri bir araya getirdi. Jüri başkanlığını, Grafton Architects’in kurucu ortağı ve 2018 Venedik Bienali küratörü Yvonne Farrell (İrlanda) üstlendi. Diğer üyeler arasında; MIT’de mimarlık profesörü ve sanatçı Azra Akšamija (Bosna/ABD), Bahreyn’de kültürel miras projelerini yöneten mimar Noura Al-Sayeh Holtrop, Columbia Üniversitesi’nde modernite ve koruma üzerine çalışan mimarlık tarihçisi Lucia Allais (ABD/İtalya), ArchDaily’nin kurucusu David Basulto (Şili), Nairobi merkezli Cave_bureau’nun kurucusu Kabage Karanja (Kenya), filozof ve kültür eleştirmeni Yacouba Konaté (Fildişi Sahili), mimarlık eğitimcisi Hassan Radoine (Fas) ve sürdürülebilir yüksek yoğunluklu yapıların öncüsü, WOHA Architects’in kurucu ortağı Wong Mun Summ (Singapur) yer aldı.

Jüri raporunda ödülün temel değerleri olarak Transcendence (aşkınlık/zamansızlık), Pluralism (çoğulculuk) ve Progress (ilerleme) vurgulandı. Zor koşullara rağmen umut ve neşe yaratabilen projeler, farklı bilgi sistemlerini dikkate alan çoğulcu yaklaşımlar ve kısıtlı imkânları avantaja çeviren toplumsal çözümler ödüllendirildi.

Aday gösterilen 369 proje arasından jüri 19 projeyi kısa listeye seçti, bunlardan yedisi ödüllendirildi. Ödül alan tüm yapılar, dezavantajlı coğrafyalarda, bulundukları toplumun ve iklimin gerçekliklerine büyük bir hassasiyetle yaklaşımlarıyla öne çıkıyor. Kendi kültürel beceri ve değerlerini çağdaş, nitelikli yapılar aracılığıyla toplumsal faydaya dönüştürmeye çalışıyorlar. İklim krizi, göçler ve savaşlarla insanlığın üzerindeki baskının arttığı bu günlerde, Ağa Han mimarlık ödülleri seçkisi yalnızca nasıl bina yapılacağına değil, mimarlığın nasıl toplumun esenliği için araçsallaşabileceğine de dikkat çekiyor.

## Khudi Bari - Marina Tabassum Architects (Bangladeş)

![Ukhiya'da üç modülden kurulan bambu ve çelik Khudi Bari.](https://banuucak.com/_astro/khudi-bari.BBN7h3tg_ZGLTqW.webp "Khudi Bari, Ukhiya. Üç modülden kurulan bir örnek. © Aga Khan Trust for Culture / City Syntax (F. M. Faruque Abdullah Shawon, H. M. Fozla Rabby Apurbo)")

2016’da Bait Ur Rouf Camisi projesiyle Ağa Han Ödülü’ne değer bulunan Bangladeş merkezli Marina Tabassum Architects, iklim krizi ve yerel bağlama duyarlı projeleriyle tanınıyor. Khudi Bari, ekibin ikinci Ağa Han Ödülü’nü kazanan yapısı oldu.

Khudi Bari, Bangladeş’te iklim kaynaklı göçlere çözüm üretmek üzere tasarlanmış, bambu ve çelik bağlantılarla kurulan basit bir uzay kafes sistemi. Üç kişinin basit aletlerle hızla kurulabildiği bu düşük maliyetli ve modüler yapılar, hem dayanıklı hem de hafif olmalarıyla öne çıkıyor. Yalnızca yüzeysel bir temele ihtiyaç duyan birimler, metal çatılar ve yerel malzemelerle tamamlanabiliyor, bölgedeki geleneksel ev tipolojilerine de gönderme yapıyor. İki katlı kurgulanan Khudi Bari’de alt kat sosyal ve özel yaşam için, üst kat ise uyuma alanı ve gerektiğinde sel sığınağı olarak işlev görüyor. Aslında çok geniş bir coğrafyada afetler, savaş ve iklim krizi nedeniyle yerinden edilmiş topluluklar için bir model oluşturabilecek bu üniteler sel ve fırtınalarda devreye giriyor; Bangladeş’te şimdiden kadın çiftçilerin komünite merkezine ve Rohingya kamplarında kadın evlerine dönüştürülmüş durumda.

## Batı Wusutu Köyü Toplum Merkezi - Inner Mongolian Grand Architecture Design Co. Ltd - Zhang Pengju, Çin

![Tuğladan yapılmış Batı Wusutu Köyü Toplum Merkezi.](https://banuucak.com/_astro/bati-wusutu.Ba7o3bVz_Z2b8wsS.webp "Batı Wusutu Köyü Toplum Merkezi. © Aga Khan Trust for Culture / Dou Yujun (photographer)")

Inner Mongolian Grand Architecture Design Co. Ltd, Zhang Pengju tarafından Çin’de Batı Wusutu Köyü için tasarlanan bu çok işlevli merkez, yaşlılar, çocuklar ve köye dönen gençler için buluşma alanı; sanatçılar için sergi ve sosyal mekân; ve ana camiden uzak yaşayan Hui Müslüman topluluğu için ibadet alanı sunuyor.

Toplam 1.276 metrekarelik merkez, avlu etrafında kurgulanan küçük hacimlerle esnek ve uyarlanabilir bir kullanım imkânı sağlıyor. Ortadaki 203 metrekarelik dairesel avlu dış etkinliklerin odağını oluştururken, 786 metrekarelik çatı platformu çocuk oyun alanı olarak işliyor. Tamamı yerel yıkımlardan elde edilen geri dönüştürülmüş tuğlalarla inşa edilen yapı, kül taşı yalıtımı, doğal havalandırma kanalları ve ışıklıklarla düşük maliyetli, sürdürülebilir bir model sunuyor.

Bugün köy için bir kültürel, sosyal ve ekolojik merkez işlevi gören proje, jüri tarafından kırsal bağlamda kapsayıcı, sürdürülebilir ve güçlü bir kamusal alan yaratmasıyla örnek olarak gösterildi.

## Tarihi Esna’nın Canlandırılması - Takween Integrated Community Development, Mısır

![Esna'nın havadan görünümü, merkezde Khnum Tapınağı.](https://banuucak.com/_astro/esna.aHSkzf7I_woyel.webp "Tarihi Esna'nın havadan görünümü, merkezde Khnum Tapınağı. © 2024 Takween ICD / Ahmed Mostafa")

Kahire merkezli Takween ekibi, katılımcı ve bütüncül yaklaşımlarıyla biliniyor. 2009’da kurulan ofis, Mısır’daki kentsel koruma ve sosyo-ekonomik kalkınma projelerinde uzmanlaştı. Esna projesi, firmanın hem fiziksel hem de toplumsal müdahaleleri birlikte ele aldığı en görünür çalışması oldu.

Nil kıyısında, Luksor’un 60 km güneyinde yer alan Esna, çok katmanlı tarihî dokusuyla biliniyordu ancak turizmin çöküşü ve yıkım kararlarıyla kaderine terk edilmişti. Takween, bu değerli mirası kurtarmak için küçük ama etkili adımlar attı: 18. yüzyıldan Wakalat al-Geddawi kervansarayını yeniden işlevlendirdi, Qisariyya Çarşısı ve Bazaar Sokağını yeniledi, 19. yüzyıl Kraliyet Konukevini restore etti ve 15 önemli yapıyı daha koruma altına aldı. Geleneksel çamur tuğla, ahşap ve kireç sıva tekniklerini yeniden canlandırarak sürdürülebilir yöntemler kullandı.

Projenin en güçlü yanı, toplumsal kapsayıcılığı oldu: 430’dan fazla yerel katılımcı ve 18 küçük işletme kapasite geliştirme programlarına dahil edildi; kadınlar tarafından yürütülen Okra Mutfağı ve Kadın Ahşap Atölyesi gibi girişimler cinsiyet eşitliğini teşvik etti. Turizm canlanırken yüzlerce yeni iş yaratıldı, esnaflar desteklendi ve ziyaretçi sayısı üçe katlandı.

Jüri, Esna’nın canlandırılmasını yalnızca bir koruma projesi değil, “yaşayan mirası topluluk zekâsı üzerinden yeniden üreten, ekonomik ve kültürel direnci artıran örnek bir sosyal yenilik modeli” olarak tanımlıyor.

## Majara Yerleşkesi - ZAV Architects, İran

Bu yıl İran’dan iki proje Ağa Han Ödülleri’ne değer görüldü. Çok yakın bir zamanda yeniden bir savaş coğrafyasına dönüşen İran, mimarlık alanında uzun zamandır izlediğim son derece nitelikli örnekler veriyor. Maddi ve manevi birçok engele, ambargoya rağmen kendi geleneklerini güçlü bir şekilde yorumlayarak özgün bir dil kurmayı başaran İran mimarlığının geldiği noktayı göstermesi açısından bu iki ödülü son derece anlamlı buluyorum.

![Hürmüz Adası'nda renkli kubbelerden oluşan Majara Yerleşkesi ve adanın dağları.](https://banuucak.com/_astro/majara.610Au1e-_2q18NJ.webp "Hürmüz Adası'nda Majara Yerleşkesi. © Aga Khan Trust for Culture / Deed Studio (photographer)")

2007’de kurulan Tahran merkezli ZAV Architects tarafından tasarlanan Majara Yerleşkesi, İran’ın Hormuz Adası’nda turizmi sürdürülebilir bir modele dönüştürmek amacıyla ada halkıyla birlikte geliştirildi. Yerleşke, toprağın uzun çuvallara doldurularak kubbe biçiminde üst üste dizildiği düşük maliyetli ve dayanıklı “süperadobe” tekniği ile inşa edildi. Hormuz’un rengârenk dağlarına gönderme yapan Majara Yerleşkesi, iki yüzden fazla kubbenin oluşturduğu konaklama birimleri, kültür alanları ve ortak mekânlardan meydana geliyor. Yerel malzemeyi kullanması sayesinde bağlamıyla güçlü bir ilişki kuran yapı, dokusu ve renkleriyle de oldukça çarpıcı bir görsellik sunuyor.

Geleneksel yapım teknikleri ve yerel işgücüyle hayata geçirilen proje, inşaat sürecine katılan ada halkına gelir sağladı; tamamlandığında ise turizm gelirlerinin adil paylaşımına dayalı yeni bir ekonomik model ortaya koydu. Böylece Majara, yalnızca çekici bir yapı ya da fiziksel bir yerleşke değil, toplumun kendi geleceğini kurmasına imkân tanıyan bir platform haline geldi. Jüri, projeyi “turizmin yıkıcı etkilerini tersine çeviren, toplumsal kapsayıcılığı ve yerel bağları güçlendiren alternatif bir model” olarak tanımladı.

## Cahad Metro Meydanı – KA Architecture Studio, İran

![Tahran'da tuğla kemerlerle kurulan Cahad Metro Meydanı.](https://banuucak.com/_astro/cahad-metro.maImp8qd_ZOJhuT.webp "Tahran'da Cahad Metro Meydanı. © Aga Khan Trust for Culture / Deed Studio (photographer)")

Tahran merkezli KA Architecture Studio tarafından yeniden tasarlanan Cahad Metro Meydanı, kentin işlek bir bölgesinde yalnızca bir metro girişi iken, küçük ölçekli ama güçlü bir kamusal mekâna dönüştürüldü. Tuğla kemerler ve tonozlarla kurulan yeni giriş yapısı, İran mimarisinin tarihsel referanslarına gönderme yaparken ülkenin bugün ihtiyaç duyduğu çağdaş bir kamusal alan örneği sunuyor.

Yerel malzemelerle ve düşük bütçeyle inşa edilen meydan, gölgeli geçitleri, oturma alanları ve akışı düzenleyen açıklıklarıyla mahalle halkı için buluşma ve dinlenme noktası haline geldi. Metroya erişimi kolaylaştırmanın ötesinde, günlük hayatın sosyal dokusuna katkı sağlayarak bölgeye yeni bir canlılık kattı. Jüri, projeyi “tuğlanın sıcak dokusuyla tarihi mirası çağdaş kamusallıkla buluşturan yeni bir anıtsal kimlik” olarak tanımladı.

Kanımca bu seçim, modern ile geleneksel arasında sıkışan İslam dünyası mimarlığı için melez bir yaklaşımın desteklenmesi anlamına geliyor. Geleneğin farkındalığını korurken çağdaş işlevlere yanıt arayan, yerel malzeme ve arketiplerden beslenen bu tutumun görünür kılınması bu açıdan önemli..

## Pakistan Vizyonu – DB Studios, Pakistan

![İslamabad'da Vision Pakistan binası, renkli delikli metal paneller ve avludaki ağaç.](https://banuucak.com/_astro/vision-pakistan.DPWF42Dv_FCwQd.webp "Vision Pakistan, İslamabad. © Aga Khan Trust for Culture / Usman Saqib Zuberi (photographer)")

İslamabad merkezli DB Studios, sosyal fayda odaklı tasarımlarıyla tanınan genç bir mimarlık ekibi. Ekip, Vision Pakistan için dezavantajlı gençlere “ikinci bir şans” sunmayı amaçlayan kapsamlı sosyal programın mekânını tasarladı.

Tesis, 16–25 yaş arası saldırganlık, depresyon, madde bağımlılığı ya da suç geçmişi olan genç erkekleri yeniden topluma kazandırmayı hedefleyen bir yıllık programa ev sahipliği yapıyor. Gençler, bu süreçte terzilikte ustalaşırken aynı zamanda okuryazarlık, yaşam becerileri ve barış odaklı bir İslam anlayışıyla donatılıyor.

Yaklaşık 40–50 öğrenciyle birlikte öğretmenleri, yönetim ve destek ekibini barındıran yapı; beş esnek sınıf, yemek ve dinlenme alanları, idari ofisler, sınırlı konaklama imkânı, sergi alanları, dükkânlar ve öğrencilerin baktığı mutfak bahçeli çatı mescidinden oluşuyor. Bazı mekânların kiralanabilir olması ise program için ek gelir sağlıyor. Ortadaki yüksek ağaçlı avlu gün ışığı, doğal havalandırma ve görsel açıklık sunarken; renkli delikli metal paneller (jaali) çıplak beton yüzeylere gölge, mahremiyet ve yerel kültürle bağ kuran bir coşku katıyor.

Rehabilitasyon işlevi için, bizim coğrafyalarda alışılmadık düzeyde görünür, kolay ulaşılabilir ve aydınlık bu yapı ilk bakışta bile hem geleneğe, hem modern dünyaya ait olduğunu söylüyor ve gerçekten de bir yapıdan çok daha fazlasını vaat ediyor.

Jüri, projeyi ışığı, ekonomiyi ve topluluk hissini bir araya getirerek gençlere umut vadeden yenilikçi bir öğrenme ortamı olarak değerlendirdi.

## Mucize Dolabı (Wonder Cabinet) – AAU Anastas, Filistin

![Beytüllahim'de Wonder Cabinet'in gün doğumundaki batı cephesi.](https://banuucak.com/_astro/wonder-cabinet.DeGWnUi-_ZWlFqv.webp "Beytüllahim'de Wonder Cabinet, batı cephesi. © Aga Khan Trust for Culture / Mikaela Burstow (photographer)")

Filistinli mimarlar Elias ve Yousef Anastas, Paris’te mimarlık yüksek lisansını tamamladıktan sonra bir süre orada çalıştılar. Elias, bir müzik konservatuvarı yarışmasını kazanarak Beytüllahim’e döndü; Yousef ise yapısal mühendislik alanında ikinci yüksek lisansını aldı. 2012’de mobilya üretimine odaklanan Local Industries’i, 2016’da ise ölçekler arası araştırmalar yapan SCALES’i kurdular. Mimarlık, mobilya tasarımı, araştırma ve kültürel girişimleri bir araya getiren stüdyo; Victoria & Albert Müzesi koleksiyonuna giren Qamt, Radio alHara, Hebron Adliye Binası ve taşın çağdaş kullanımına odaklanan Stonematters gibi projelerle tanınıyor. En yeni girişimleri Wonder Cabinet ise zanaatkârlarla sanatçıları buluşturan bir üretim ve kültür platformu.

Al-Karkafeh Vadisi’ne bakan üç katlı beton yapı, araştırma ve üretim, eğitim ve topluluk, kamu programı olmak üzere üç ana eksen etrafında kurgulandı. Hedef, Filistinli sanatçılar, mühendisler, tasarımcılar ve üreticiler için çalışma alanları yaratmak; bölgesel ölçekte yaratıcılık ve zanaat öğrenimi için bir merkez oluşturmak. Bu amaç doğrultusunda çelik işlerinden iç mekân tasarımına kadar birçok aşamada yerel zanaatkârlarla işbirliği yapıldı.

Sokak seviyesinden girilen yapıda ofisler, çok amaçlı mekân, obje deposu ve bir kafe yer alıyor; cam bölmeler sayesinde mekânlar arasında görsel bağlantı korunuyor. Ziyaretçilere hem vadi manzarası açılıyor hem de tüm katları birbirine bağlayan kesitsel boşluk aracılığıyla yer altına doğru yönlendiriliyorlar. İlk bodrum katında sanatçı atölyeleri, restoran ve mutfak; en altta ise açık üretim ve performans alanı, ses stüdyosu ve sosyal buluşma mekânı bulunuyor.

Jüri, Wonder Cabinet’i yerel zanaatkârların emeğini çağdaş bir kültürel üretim alanıyla buluşturan, bölgesel yaratıcılığa ivme kazandıran bir merkez olarak değerlendirdi. Başka bir bağlamda, derli toplu, açık, akışkan mekânları olan bir kreatif merkez olarak okunabilecek Wonder Cabinet için, kültürel üretimin ve kamusal alana açılma cesaretinin direnişin ta kendisi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zira olay Filistin’de geçiyor.

## 2025 Ödül Döngüsünde İyimserlik

2025 ödül döngüsünün genel çerçevesi iyimserlik (optimism) üzerine kuruldu. Jüri, seçimlerinde de, seçimleri gerekçelendiren raporda da mimarlığın krizlere yalnızca tepki vermekle kalmayıp aynı zamanda umut, güzellik ve hayal gücü üretebileceğini vurguladı. Bu yaklaşım, Lesley Lokko editörlüğünde Eylül 2025’te ArchiTangle tarafından yayımlanacak Optimism and Architecture (İyimserlik ve Mimarlık) kitabında derinleştirilecek. Kitap, ödül alan ve kısa listeye kalan projeleri sunarken, mimarlığın yerel pratikleri küresel tartışmalarla buluşturma ve kapsayıcı mekânlar yaratma gücünü ele alacak.

## Lesley Lokko: İyimserliğin Editörü

Ganalı-İskoç mimar, yazar ve akademisyen Lesley Lokko, 2023 Venedik Mimarlık Bienali’nin ilk Afrikalı küratörü olarak “The Laboratory of the Future” sergisiyle Afrika kıtasını ve diasporasını görünür kılmıştı. Mimarlıkta çoğulculuk, eşitlik ve iklim adaleti konularına odaklanan Lokko, 2025 döngüsünün “iyimserlik” temasına entelektüel bir arka plan kazandırıyor.

## Israrlı İyimserlik: Başka Çare Yok

Dünya büyük bir kriz içinde. İklim ve enerji krizleri, siyasi çatışmalar, göçler ve savaşlarla insanlık, bugüne dek ürettiği en yüksek kültür ve teknoloji sayesinde ve bunlara rağmen ayakta kalmaya çalışıyor. Mimarlık ise bu yeni bağlam içinde, her zaman olduğu gibi güç, para ve siyasetle kurduğu simbiyotik ilişkiyi dolu dizgin sürdürürken, bir yandan da yeniden toplumun esenliği, barışı, güvenliği ve sağlığı için kendi köklerine dönüyor. Mimarlık alanında verilen ödüller de bu paradigma değişimini yansıtıyor, bu çabaları görünür kılıyor. Ağa Han Mimarlık Ödülleri’nin son seçkisi de benzer bir yaklaşımı ortaya koyuyor.

Benim de son yıllarda kendi üretimlerimde altını çizdiğim, “mimarlığın ne işe yaradığını” hatırlatma çabasıyla örtüşen bu sonuç, mimarlığın iyiliğin parçası olabileceğini ve iyimserlikle hareket edebileceğini güçlü biçimde hatırlatıyor. Bugün iyimser olmanın kendisi her zamankinden daha zor. Kötümserlik için sebeplerin giderek çoğaldığı bir dönemde, ısrarla iyimser olmaya çalışmaktan başka bir yol görünmüyor.

Ağa Han Mimarlık Ödülleri, dünyanın en kırılgan coğrafyalarından seçtiği projelerle hâlâ mekânın, mimarlığın ortaklaştırıcı, dönüştürücü ve iyiliğe meyleden bir sürecin tetikleyicisi olabileceğini gösteriyor. Bu “ısrarlı iyimserlik” örneklerinin paylaşılarak çoğalmasını diliyor, insanlığın tüm zorluklara rağmen umudu inşa etme iradesini gösterebileceğine inanmak istiyorum.
