Türkiye mimarlığının yakın tarihini, onu bizzat kuran mimarların tanıklıklarından dinlemek. Hazırlayıp sunduğum yedi bölümlük Ustalara Saygı, yapıların ardındaki insanlara, mesleki yolculuklara ve değişen bir ülkenin mimarlık kültürüne bakıyor.
Cafer Bozkurt'un mimarlık yolculuğu, yeni yapılar tasarlamaktan tarihî çevrenin korunmasına, meslek örgütlenmesinden mimarlık kültürüne uzanan geniş bir alanı kapsıyor. Bu bölüm, bir mimarın hem kendi yapılarını üretirken hem de kentin geçmişiyle bugün arasında ilişki kurarken üstlendiği sorumluluklara bakıyor.
1950'lerden bugüne Türkiye mimarlığının dönüşümüne tanıklık etmiş Doğan Tekeli'nin mesleki yolculuğu, aynı zamanda yarışmaların ve uzun soluklu mimari ortaklıkların da tarihi. Sami Sisa ile birlikte geliştirdikleri mimarlık pratiği üzerinden, bir mimarın üretimini onu var eden dönemden ayrı düşünmenin neden zor olduğunu hatırlıyoruz.
ODTÜ'deki mimarlık eğitiminin ardından İskandinavya'da çalışarak mesleki birikimini geliştiren Erkut Şahinbaş, Türkiye'ye döndüğünde hem tasarım pratiğinde hem de eğitim ortamında etkin bir rol üstlendi. Onun hikâyesi üzerinden, farklı coğrafyalarda edinilen deneyimlerin bir mimarın düşünme ve üretme biçimini nasıl beslediğine bakıyoruz.
Ersen Gürsel'in mimarlığında yapı, kentten ve bulunduğu yerden ayrı düşünülemiyor. Şehircilik çalışmaları, koruma meseleleri ve EPA Mimarlık'ta yıllara yayılan üretimi üzerinden, mimarlığın yalnızca bir bina tasarlamak değil, bir yerin geleceği üzerine düşünmek olduğunu yeniden konuşuyoruz.
Akademi, yarışmalar ve serbest mimarlık pratiği… Ertun Hızıroğlu'nun 1970'lerden bugüne uzanan yolculuğu, bir mimarlık bürosunun değişen ölçekler ve çalışma biçimleriyle nasıl geliştiğine bakmak için de bir fırsat. ERA'nın kuruluş ve büyüme hikâyesi üzerinden mesleğin üretim ve organizasyon tarafını birlikte düşünüyoruz.
Hayzuran ve Doğan Hasol'un ortak mimarlık serüveni, 1963'ten bugüne uzanan bir üretim hikâyesi. HAS Mimarlık'ın kuruluşu ve aile içinde devam eden mimarlık pratiğinin yanında, Doğan Hasol'un Yapı-Endüstri Merkezi ve yayıncılık alanındaki çalışmaları, mimarlığın yalnızca proje üreterek değil bilgi paylaşarak da geliştiğini gösteriyor.
İTÜ sıralarında başlayan bir tanışıklığın 1955'te UMO Mimarlık'a dönüşmesi ve onlarca yıl süren bir ortaklık… Levent Aksüt ile Yaşar Marulyalı'nın hikâyesi, yarışma kültürünü, birlikte üretmenin sürekliliğini ve çelik yapı teknolojisinin Türkiye'deki gelişimini aynı çerçevede düşünmeye davet ediyor.