
Bauhaus’un yüzüncü, benim kırkıncı yaşımda Dessau’ya gittim. Fotoğraflardan tanıdığım okul binasını ve ustaların evlerini gezerken, mimarlık eğitimimden beri sevdiğim bu dünyaya yeniden baktım. Atölyelerden Klee’nin terasına uzanan yolculukta, Bauhaus’un sanat, zanaat ve endüstriyi buluşturan, geleceği kurma heyecanını hiç kaybetmeyen yaklaşımının izlerini sürdüm. Bu yapıların geçmişin ağır yükünü bugüne taşıma biçimi de en az mimarlıkları kadar etkileyiciydi.
Yazının tamamı Arkitera’da: Bauhaus 100: Bir Manifesto, Bir Ekol, Bir Okul