Bir kentin hikâyesi mimarlıkla nasıl anlatılır? Manisa Kurtuluş Müzesi’nde, müzenin küratörü Heval Zeliha Yüksel ve mimarı Ömer Selçuk Baz’la bu soru etrafında buluştuk. Yalın Şeyler’de ele aldığım hikâyeleşmiş mekân konusunu, yapının ve serginin tasarımına yön veren aktörlerle, doğrudan müzenin içinde tartışmak benim için değerliydi.
Söyleşide yapının sembolik dilini, mimari kararlarla sergi kurgusunun ilişkisini ve bir hikâyenin mekânsal deneyime nasıl dönüştüğünü konuştuk. Heval’in küratöryel bakışıyla Selçuk’un mimarlık yaklaşımını yan yana dinlemek, müzeyi oluşturan kararların birbirini nasıl tamamladığını görmemizi sağladı. Ben de kitapta bu yapıyı hangi ilişkiler üzerinden okuduğumu, anlatının mimarlıktaki yerini nasıl tartışmaya çalıştığımı paylaştım.
Bu buluşma, 23–24 Ekim’de mimarlar ve basın mensuplarıyla gerçekleştirdiğimiz Yalın Şeyler Manisa programının bir parçasıydı. Gezimiz, Saray Tuğla’nın Germencik’teki üretim tesislerinde başladı. Müzenin malzemesinin üretimini görmek, sonrasında yapı içinde yaptığımız konuşmalara somut bir zemin oluşturdu.
Manisa Kurtuluş Müzesi’nde Ulusal Mimarlık Ödülü plaketinin yerleştirilmesi için düzenlenen törene katıldık. Buluşmamıza Heval’in küratörlüğünde hazırlanan Yalın Şeyler sergisi de eşlik etti. İkinci gün, müzeyi Heval ve Selçuk’la birlikte gezerek mimari detayları ve sergi kurgusunu yakından inceledik.
Ardından Kula-Salihli UNESCO Küresel Jeoparkı’na, Artemis Tapınağı’na ve Sardes Antik Kenti’ne uzandık. Müzenin anlattığı hikâyeyi, çevresindeki coğrafya ve tarihsel katmanlarla birlikte düşünme imkânı bulduk. Kitapta sözcüklerle anlatmaya çalıştığım bağlamı birlikte deneyimlemek, gezi boyunca süren konuşmalarımızı besledi.
Sibel Keyvan’ın koordinatörlüğünde gerçekleşen program, Manisa Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde, Fibrobeton ve Saray Tuğla sponsorluğunda, Ermiş İnşaat ve Jotun’un desteğiyle hayata geçti.